Franchisee tescil edilmiş bir sistem ve markanın imtiyaz hakkı sahibinin, belirli bir zaman için, belirli şartlar altında ve belirli sınırlar altında, söz konusu olan işin yapılması, yönetimi ve organizasyonunu sürekli denetleyerek, belirli bir isim hakkı bedeli ve yapılan işten belirli bir yüzde pay karşılığında, yatırımcılara; tescilli markasını, logosunu, denenmiş ve kendisini kanıtlamış iş yapma sistemini kullandırmasına dayanan uzun vadeli ve sürekli bir iş ilişkisidir.
Franchising sistemi ilk olarak Amerika’da uygulanmıştır. Kısa sürede verim ve başarısının yüksekliği görülmüş ve bu yeni iş biçimi hızla dünyaya yayılmıştır.
Franchising ilişkisinin doğru ve uzun süreli olabilmesi için gerekli esaslar vardır. Bunlardan birincisi para kazanmak, ikincisi kazanılan parayı doğru paylaşmaktır.
Franchising anlaşmalarında başarıya götürecek doğru zemini oluşturan esaslardan birisi de beklentilerdir.
Her iki tarafta beklentilerini doğru biçimde ortaya koymalı, eğer yapılacak iş beklentileri karşılayıp tarafları mutlu edecekse böyle bir anlaşmaya girilmelidir.
Beklentiler ortaya konulduktan sonra bunların gerçekleşip gerçekleşmeyeceği ise ciddi bir fizibilite çalışması gerektirir. Karşılanamayacak beklentilere rağmen yapılacak bir anlaşma sadece tarafların birbirinin zamanını, emeğini ve parasını boşa harcamasına dolayısıyla da mutsuzluğa sebep olacaktır.
Franchising sisteminin tarafları iki tanedir; Franchisee veren tarafa “Franchisor” ya da “Franchiser” denilir. Alan taraf ise “Franchisee” olarak adlandırılır.
Franchising sisteminin unsurları ise üç tanedir, bunlar;
Marka ve iş Yapma Sistemi: Franchisor’un Franchisee’ye sözleşme ile belirlenen şartlar altında kullanma hakkını verdiği; üzerine yatırım yapılmış ve kendisini kanıtlamış, başarılı olmuş, marka ile başarıya götüren iş sistemidir. Görüldüğü gibi burada üzerinde en çok durulan konu başarı ve kendini kanıtlamış olmaktır. Çünkü insanlar başarısını kanıtlamış bir değere ortak olmak isterler. Ortada bir başarı yada kazandıran sistem yoksa franchising söz konusu olmayacaktır.
İsim hakkı bedeli: Franchisor, Franchisee’ye kullandıracağı marka için söz konusu markaya bir çok yatırımlar yapmış ve yapmaya devam etmektedir. Bir çok yatırım yaptığı markanın kullanım haklarını bir başkasına da vermekle marka sahibi bir riske girmektedir aslında. Bu nedenle de franchising anlaşmalarında risk tek taraflı değildir. Franchisor, franchisee verirken yalnızca bundan dolayı sürekli katlanması gereken maliyetler (Denetim personeli, Eğitim Personeli, Müşteri Hizmetleri gibi) ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle de uzun yıllar yatırım yaparak ürettiği değer için bir bedel talep eder. Bu bedele isim hakkı bedeli denilir. Anlaşmaya göre ya her sene belirli bir rakam isim hakkı bedeli olarak alınır ya da ilk yıl belirli bir bedel alındıktan sonra diğer yıllarda belirli bir yüzde paylaşım söz konusu olur.
Kurallar, sınırlar ve destek: Franchising yapılırken Franchisor’un belirlediği bazı kural ve sınırlamalar da sözleşmenin konusunu oluşturmakta, franchising sisteminin en önemli unsurlarından birisi olarak önümüze çıkmaktadır. Franchising sisteminde kural ve sınırların olmasının sebebi; ortada denenmiş ve başarısını kanıtlamış bir iş sisteminin olması ve bu başarının devam ettirilmesi isteğidir. Kurallar ve sınırların olmaması durumunda başarı riske girecek marka ile birlikte franchising ilişkisi de zarar görecektir. Franchisor böyle bir durumla karşılaşmak istemediği için de belirli kural ve sınırlar koyar. Destek ise franchising sisteminde ayrı bir öneme sahiptir. Franchisor, iş yapma usulleri, kalite, personel, eğitim, reklam, satış sonrası destek konularında franchisee’ye destek vermelidir.